Derbi Gündemi 90 Dakikaya Sığmıyor: Yayıncılar, Markalar ve Dijital Spor Ekosistemi
Bir derbi artık yalnızca 90 dakikadan ibaret değil.
Markanız İçin Profesyonel Spor İletişimi Stratejisi
Stadyum LED panoları, YouTube spor kanalları ve derbi canlı yayınlarında markanızı öne çıkarmak için GoDigi Spor İletişimi çözümlerimizi inceleyin.
Maç öncesinde başlayan tahminler ve değerlendirmeler, karşılaşmanın ardından analizler, tartışmalar, canlı yayınlar ve kısa videolarla günler boyunca devam ediyor. Bu içerik akışı bir yandan izleyici ilgisini büyütürken diğer yandan markalar için de yeni görünürlük ve sponsorluk alanları yaratıyor.
GO ve Vultra olarak 4–6 Eylül 2026 tarihleri arasındaki Fenerbahçe–Beşiktaş derbi gündemini YouTube üzerindeki içerik, izlenme ve marka görünürlüğü açısından inceledik.
Amacımız yalnızca “kim daha çok izlendi?” sorusunu yanıtlamak değildi. Yayıncıların içerik stratejilerinden markaların reklam yoğunluğuna, Short ve Long formatların yarattığı görünürlükten reklam modellerine kadar derbi haftasının dijital spor ekosistemini uçtan uca okumak istedik.
1. Derbi haftasında neyi analiz ettik?
Analizin merkezinde, derbi haftası boyunca dijital spor kanallarında oluşan içerik ve reklam ekosistemi yer alıyor.
Bu dönemde yalnızca maçın kendisini değil; maç önü yayınları, maç sonu değerlendirmeleri, Shorts içerikleri, uzun format programları ve canlı yayınları birlikte değerlendirdik.
Çünkü derbi iletişiminde asıl değer, tek bir yayın anından çok gündemin günler boyunca nasıl büyüdüğünde ortaya çıkıyor.
Yayıncı açısından bu dönem, normal yayın akışından farklı olarak kısa sürede yüksek içerik talebinin oluştuğu bir pencere yaratıyor. Marka açısından ise maç önü, maç anı ve özellikle maç sonrası olmak üzere farklı iletişim görevlerine sahip birden fazla temas noktası oluşuyor.
Bu nedenle temel sorumuz şuydu:
Derbi haftasında izleyici ilgisi nerede yoğunlaşıyor ve markalar bu ilginin içerisinde nasıl konumlanıyor?
2. Bu dijital spor ekosistemi ne kadar büyük?

İncelenen dönemde 12 yayıncıya ait 84 video analiz edildi. Bu kanalların kümülatif abone tabanı 6,95M, ölçümlenebilen toplam video izlenmesi ise 10,3M seviyesine ulaştı.
İçeriklerin toplam görünürlük süresi 39,2 saat olurken, analiz içerisinde 52 farklı marka ve 417 reklam yerleşimi tespit edildi.
Bu da ortalama olarak video başına 5 reklam yerleşimi anlamına geliyor.
İçerik tarafında ise 84 videonun 53’ü Short, 31’i Long formatta. İçeriklerin %30’u maç öncesinde, %70’i ise maç sonrasında yayınlandı.
Bu tablo aslında analizin geri kalanını anlamak için önemli bir çerçeve sunuyor: derbi haftası yalnızca yüksek izlenmeli bir içerik dönemi değil, aynı zamanda çok sayıda markanın aynı dikkat alanı içerisinde rekabet ettiği yoğun bir medya ortamı.
Yayıncılar açısından bu yoğunluk içerik sayısını artırmak kadar, içeriklerin reklam yükünü de doğru yönetmeyi önemli hale getiriyor. Markalar açısından ise yalnızca bir yayında bulunmak değil, bu yoğunluk içerisinde ayırt edilebilir bir görünürlük yaratmak öne çıkıyor.
3. İzleyici en çok hangi yayıncıları tercih etti?

Derbi haftasında toplam izlenmede NEO Spor 1,91M izlenmeyle ilk sırada yer aldı. Sports Digitale yaklaşık 1,78M, Kontraspor ise yaklaşık 1,57M izlenmeyle ilk üçü tamamladı.
Ancak yalnızca toplam izlenmeye bakmak yayıncı performansının tamamını anlatmıyor.
NEO Spor 16 video ile liderliğe ulaşırken, örneğin KAFA Sports yalnızca tek içerikle 1,17M izlenme elde etti. 343 Digital ise 17 video ile listenin en yüksek içerik adetlerinden birine sahip olmasına rağmen toplam izlenmede daha aşağıda kaldı.
Buradaki ayrım yayıncı stratejisi açısından oldukça önemli.
Yüksek içerik frekansı ile yüksek içerik verimliliği aynı şey değil.
Bazı yayıncılar gündemi çok sayıda içerikle kapsarken, bazıları daha az fakat daha yüksek izlenme potansiyeline sahip yayınlarla öne çıkabiliyor.
Marka tarafında da benzer şekilde yalnızca kanalın toplam izlenmesine bakmak yeterli değil. Sponsorluk planında içerik başına izlenme, yayın frekansı ve içerik türü birlikte değerlendirilmediğinde, yüksek toplam izlenmeye rağmen beklenen görünürlük elde edilemeyebilir.
Bu nedenle “en büyük kanal hangisi?” sorusundan ziyade, “markamızın iletişim ihtiyacı için hangi yayıncı daha verimli?” sorusu daha anlamlı hale geliyor.
4. İzleyici ilgisi hangi içeriklerde yoğunlaştı?

Derbi haftasının en net bulgularından biri içerik zamanlamasında ortaya çıkıyor.
Maç öncesinde yayınlanan 25 video 1,94M izlenme elde ederken, maç sonrasındaki 59 video 8,39M izlenmeye ulaştı.
Başka bir ifadeyle toplam izlenmenin yaklaşık %81’i maç sonrası içeriklerden geldi.
Short ve Long karşılaştırmasında da benzer bir ayrışma görüyoruz. 53 Short içerik toplam 2,67M izlenme üretirken, 31 Long içerik 7,67M izlenmeye ulaştı. Uzun format videolar toplam izlenmenin yaklaşık %74’ünü taşıdı.
Canlı yayınlarda ise 24 video 5,76M, VOD içeriklerde 60 video 4,57M izlenme yarattı.
Bu tablo yayıncı açısından önemli bir içerik insight’ı veriyor: derbi gündeminin değeri yalnızca maç öncesindeki heyecanda değil, maç bittikten sonra başlayan yorum ve tartışma döngüsünde büyüyor.
Markalar açısından ise bu, medya planının yalnızca maç önüne sıkıştırılmaması gerektiğini gösteriyor. Maç sonrası uzun format yayınlar, yüksek izlenmenin yanında izleyicinin içeriğe daha uzun süre dahil olduğu bir ortam sunabiliyor.
Dolayısıyla derbi iletişimini maç öncesi farkındalık + maç sonrası derinleşme şeklinde iki farklı görev üzerinden planlamak daha anlamlı olabilir.
5. En yoğun reklam ortamı hangi yayıncılarda oluştu?

İzlenme sıralamasından reklam yerleşimine geçtiğimizde tablo önemli ölçüde değişiyor.
Sports Digitale, 14 videoda toplam 118 reklam yerleşimiyle açık ara ilk sırada yer alıyor. NEO Spor 52, 343 Digital ise 47 reklam yerleşimiyle takip ediyor.
Buradaki önemli nokta şu:
En çok izlenen yayıncı ile en fazla reklam alan yayıncı aynı olmak zorunda değil.
Yayıncı açısından yüksek reklam talebi güçlü bir ticari potansiyel yaratırken, reklam yoğunluğunun izleyici deneyimini ve sponsorların görünürlüğünü nasıl etkilediği de ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.
Marka açısından ise bu veri doğrudan share of voice meselesine dönüşüyor.
118 farklı yerleşimin bulunduğu bir yayın ortamında görünmek ile reklam yoğunluğu daha düşük bir yayında aynı formatla yer almak aynı etkiyi yaratmayabilir.
Bu nedenle sponsorluk seçiminde yalnızca erişim ve izlenme değil, aynı içerikte kaç farklı marka ile görünürlük alanının paylaşıldığı da medya değerinin bir parçası olarak ele alınmalı.
6. Hangi markalar derbi gündeminde daha yoğun yer aldı?

Marka tarafındaki sıralamada General Mobile ve Misli 23’er reklam yerleşimiyle ilk sırayı paylaşırken, Karaca 21 yerleşimle onları takip ediyor.
Ancak tablodaki en önemli ayrım yalnızca toplam yerleşim sayısı değil.
Örneğin General Mobile 23 yerleşimi 7 video ve 2 mecra üzerinden gerçekleştirirken, Misli aynı sayıda yerleşimi 7 video ve 4 farklı mecraya yayıyor.
Karaca ise 21 yerleşimin tamamını tek bir mecra içerisinde kullanıyor.
Bu farklılık bize iki ayrı strateji gösteriyor:
Bir marka aynı yayıncı içerisinde yüksek frekans yaratabilirken, başka bir marka farklı yayıncılara yayılarak daha geniş bir presence yaratmayı tercih edebiliyor.
Dolayısıyla marka görünürlüğünü değerlendirirken sadece “kaç reklam yerleşimi yaptık?” sorusuna bakmak eksik kalıyor.
Asıl değerlendirme;
kaç kez göründük, kaç içerikte yer aldık ve bu görünürlüğü kaç farklı yayıncıya yaydık?
sorularının birlikte cevaplanmasıyla oluşuyor.
Yayıncı açısından ise bu tablo, farklı marka stratejilerine uygun farklı sponsorluk modelleri geliştirmek için önemli bir alan açıyor.
7. Marka liderliği içerik formatına göre değişiyor mu?

Evet. Hatta derbi haftasının en dikkat çekici sonuçlarından biri bu.
Short içeriklerde Hisense %31,4 Share of Presence ile açık ara ilk sırada yer alıyor. Doyuyo! %14,3 ile ikinci, Boyner ise %9,2 ile üçüncü sırada.
Long içeriklerde ise lider tamamen değişiyor.
Altınyıldız Classics %21,1 ile ilk sıraya yükselirken, Hisense %17,8 ile ikinci, Züber %11,6 ile üçüncü sırada bulunuyor.
Doyuyo!’nun hem Short hem de Long içeriklerde ilk beş içerisinde yer alması ise daha dengeli bir format dağılımına işaret ediyor.
Bu ayrım marka planlaması açısından kritik.
Short içeriklerde yüksek görünürlük yaratmak ile uzun format programlarda güçlü bir presence oluşturmak aynı iletişim görevi değil.
Short format hızlı erişim ve tekrar yaratabilirken, Long içerik markaya daha uzun süreli ve daha bağlamsal bir görünürlük sağlayabiliyor.
Bu nedenle marka için asıl soru “en yüksek Share of Presence kimde?” değil; “hangi içerik formatında lider olmak bizim iletişim hedefimiz açısından daha değerli?”
Yayıncı tarafında da benzer bir fırsat var. Short ve Long içerikler için aynı sponsorluk paketini sunmak yerine, formatın tüketim biçimine uygun ayrı ticari modeller oluşturmak daha anlamlı hale geliyor.
8. Markalar en çok hangi reklam formatlarıyla görünür oldu?

Toplam 417 reklam yerleşiminin 201’i Alt Bant formatında gerçekleşti. Böylece Alt Bant, %48,2 payla açık ara en yaygın reklam modeli oldu.
Onu %12,7 ile Shorts Sponsorluk, %11,5 ile Pre-Roll ve %7,7 ile Segment / Anons Sponsorluğu takip etti.
Bu dağılım reklam pazarındaki yoğunluğu gösterirken önemli bir başka soruyu da beraberinde getiriyor:
Herkes aynı formatı kullanıyorsa, görünmek gerçekten fark edilmek anlamına geliyor mu?
Özellikle Alt Bant gibi yoğun kullanılan modellerde marka logoları kolaylıkla yayın tasarımının doğal bir parçasına dönüşebilir ve izleyici açısından daha az fark edilir hale gelebilir.
Markalar için burada yaratıcı entegrasyon, ürün yerleştirme, segment sponsorluğu veya içerikle daha organik ilişki kuran modeller önem kazanıyor.
Etkileşim verileri de Long içeriklerin farklı bir rol üstlendiğini gösteriyor.
Short videolarda toplam 30.021 beğeni ve 1.205 yorum oluşurken, Long videolarda 149.947 beğeni ve 7.574 yorum gerçekleşti.
Dolayısıyla uzun format yalnızca izlenmede değil, izleyicinin içerikle kurduğu etkileşimde de daha derin bir alan yaratıyor.
Yayıncılar açısından bu durum Long format sponsorluklarının yalnızca süre üzerinden değil, yarattığı etkileşim ortamı üzerinden de değerlenebileceğini gösteriyor.
9. Bu içgörüleri nasıl oluşturduk?

Çalışmanın veri kaynağını Vultra oluşturdu.
Derbi haftasıyla ilişkili olarak işaretlenen 84 YouTube videosu, 12 dijital spor kanalı üzerinden analiz edildi.
GO tarafından gerçekleştirilen analiz ve görselleştirme sürecinde veri; yayıncı, marka, içerik formatı, reklam modeli ve görünürlük dinamikleri gibi farklı kırılımlara ayrıldı.
Buradaki amaç yalnızca sıralamalar üretmek değil, bu verileri medya planlamasında kullanılabilecek sorulara dönüştürmekti.
Çünkü tek başına izlenme sayısı, tek başına reklam adedi veya tek başına Share of Presence markanın gerçek fırsat alanını açıklamıyor.
Bütün bu metrikler birlikte değerlendirildiğinde ise daha net bir tablo ortaya çıkıyor:
Derbi haftası; yayıncıların, markaların ve izleyici ilgisinin aynı anda yoğunlaştığı çok katmanlı bir dijital medya alanı yaratıyor.
Derbi yalnızca 90 dakika sürmüyor
Analizin tamamına baktığımızda en temel çıkarım aslında oldukça net.
Derbi iletişiminin ağırlık merkezi yalnızca maç günü değil. İzleyici ilgisi maç sonrası içeriklerde büyüyor, uzun format videolar toplam izlenmenin önemli bölümünü taşıyor ve aynı dönemde onlarca marka yüzlerce farklı reklam yerleşimiyle bu dikkat alanının içerisinde yer almaya çalışıyor.
Bu nedenle yayıncılar açısından soru yalnızca daha fazla içerik üretmek değil; hangi formatın daha yüksek izlenme, etkileşim ve ticari değer yarattığını anlamak.
Markalar açısından ise konu yalnızca bir spor kanalında görünmekten çok daha geniş.
Doğru yaklaşım;
hangi yayıncıda, hangi zaman diliminde, hangi içerik formatında, hangi reklam modeliyle ve hangi yoğunlukta görünmek gerektiğini birlikte planlamaktan geçiyor.
Spor iletişiminde rekabet sahada başlıyor olabilir; ancak markalar açısından asıl mücadele, maç etrafında oluşan bütün dijital gündeme yayılıyor.
GO olarak spor iletişimini içerik, medya ve veri perspektifini birlikte ele alarak planlıyoruz.